DİZ BAĞ YARALANMASININ TEDAVİSİNDEKİ DETAYLAR
Travmatik kökenli diz patolojilerinin tedavisindeki ilk
adımı, bacağın immobilizasyonu veya dinlendirilmesi oluşturur. Yaralanmayı
takiben dizin istirahata alınması ile birlikte diz eklemi çevresine elastik
bandaj sarılır. Bu süre içerisinde diz eklemini yüklenmelerden koruması için
koltuk değneği verilebilir. Yine bu süreç içerisinde medikal olarak antienflamatuvar
ve analjezik ilaçlarla semptomların azaltılması hedeflenir.
Yukarıda sunulan ilk tedaviyi takiben, yaralanmış dizde yapılacak ikinci aşama
klinik muayene bulgularının yardımıyla ön tanıya yönelmektir. Tanı konulmaksızın,
uygulanan immobilizasyon 72 saati geçmemelidir. Çünkü günümüzde travmatik bir
dizin tedavisinde öncelik, eksremitenin hareket yeteneğinin tekrar kazanılması
ile birlikte alt ekstremite kontrollünün sağlanmasına verilmektedir. Bu yüzdendir
ki kesin tanıya en kısa zamanda ulaşılarak, o patolojiye yönelik özel tedaviye
geçilir.
Kesin tanının konulmasından sonraki tedavilerin belirlenmesinde kişinin; yaşı
, aktivasyon seviyesi, instabilitenin boyutları, eşlik eden patolojiler ve
genel laksiditesinin olup olmadığı önemlidir. Örneğin eşlik eden patolojiler
arasında kemiksel kopma ile birlikte görülen bağ lezyonları erken cerrahi tedavi
endikasyonunu doğurur. Bu çerçevede eminentia interkodillariste kopma kırıkları
eklem içi kırık tedavi prensipleri içerisinde tedavi edilirler. Aynı şekilde
arka çapraz bağın yapıştığı kemikteki ayrılmanın 10 mm den fazla olması cerrahi
tedavideki temel kriterdir. Posteriordan yapılan girişimle kırık hattının ortaya
konulmasından sonra spongioz vidalarla tespit ideal tedavi yöntemidir.
Günümüzde yaralanmış bir dizin tam bir ahenksizliğe dönüşmesinin arkasında
çapraz bağların olduğu kabul edilmektedir. Örneğin ön çapraz bağ kopukluğu
sonrası sportif aktivasyonları sırasında, zıplama, dönme, ani duruşları içeren
hareketlerde semptomlar daha belirginleşir. Tedavi alternatiflerimizden, konservatif
yöntemler ön çapraz bağ için tam çözüm olmamaktadır. Çünkü bağın kendiliğinden
iyileşme kapasitesi büyük oranda yoktur. Son yıllarda genç ve aktivasyon seviyesi
yüksek popülasyondaki ön çapraz bağın tedavisinde cerrahi yöntemler tercih
edilmektedir. Ön çapraz bağın yerine ligamentum patellanın 1/3 orta bölümünün
artroskopik yöntemle tamiri, altın standart olarak kabul edilmektedir . Her
iki uçtan kemikli blok içerecek şekilde ligamentum patella'nın orta 1/3 bölümünün
ön çapraz bağ yerine greft olarak kullanılmaktadır(Şekil 14).
Gelişen artroskopik cerrahinin sunduğu olanaklar ile yapılan ön çapraz bağ
tamirleri ile minimal cerrahinin avantajları elde edilmiştir. Artroskopi ile
artrotomiyle elde edilenden daha kısa süre ağrısız ve daha geniş hareket serbestliğine
ulaşılmıştır. Patellar tendonla yapılan ön çapraz bağ tamirleri sonrasında
görülen patello – femoral şikayetlerden dolayı , hamsing tendonları ile yapılan
artroskopik ön çapraz bağ tedavileri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu gün için
cerrahi tedavideki ,seçenekler otoloğ greftlerin sayesinde başarılı olmaktadır.
Ancak ileri yaşlarda ve sedanter hayat yaşayan kimselerde ön çapraz bağ kopukluğuna
bağlı semptomatik bulgular çok fazla değilse konservatif tedavi uygulanmalıdır.
Konservatif tedavinin hedefi aktif kas gücü ile eklem üzerinde dinamik bir
kontrol kuvvetinin sağlanmasıdır. Bu şekilde ön çapraz bağ eksikliği ile ortaya
çıkabilecek fonksiyonel eksiklikler önlenmiş olunur.
Günümüze kadar akut ve izole arka çapraz bağ yaralanmaları için genel tedavi
ilkesi, cerrahi tamirinin gerekli olmadığı yönündedir. Yapılan arka çekmece
testinde yer değiştirmenin karşı dize oranla 10 ila 15 mm.'den fazla olması
arka çapraz bağın yanı sıra , diğer bağ harabiyeti anlamına gelir ki buda cerrahi
tedavi gereksinimi doğurur. Günümüzde arka çapraz bağa da yönelik olarak artroskopik
tamir yöntemleri ile greft olarak otojen dokular ve allogreft kullanımı önerilmektedir.
Tedavi alternatiflerimizden olan konservatif yöntemler günümüzde özellikle
iç yan bağ lezyonlarının tedavisinde tercih edilmektedir. Tip I ve tip II iç
yan bağ lezyonları konservatif tedavi edilebilmektedirler. Bu yüzden uygulanan
ilk semptomatik tedavi, bulgulara göre 2 ila 3 haftaya kadar uzatılabilinir
.Bundan sonra iç yan bağa özel konservatif tedavi çerçevesindeki güçlendirme
4- 6 hafta devam eder. Konservatif tedavinin istisnası menisküsün iç yan bağ
dan longitudinal ayrılması ve eşlik eden lezyonlarla birlikte tip III kopuklardır
ki bunların diğer lezyonlarla birlikte artroskopik olarak cerrahi tedavisi
mümkündür.
Lateral kollateral bağ veya dış yan bağın yaralanmaları , yine iç yan bağ yaralanmaları
gibi ele alınabilinir. Ancak bağın iç yan bağ gibi olmayan sınırlı yapısı,
tip II ve III lezyonlara sahip aktivasyon seviyesi yüksek sporcularda cerrahi
tedaviyi gerektirir. Cerrahi ne kadar erken uygulanırsa anatomik bileşenleri
belirlemek ve primer onarım yapmak da o kadar kolay olur. Kronikleşen olgularda
lateral yapılar için sekonder tamir gerekebilir. Ancak sekonder tamir için
görüş birliğine varılan tek bir yöntemin olmaması konunun gelişmelere açık
olduğunu göstermektedir.
|